“Küçük Bir Öykü Molası “

Düşündüm ki yıl bitmeden sizlere bu yıl yazdığım küçük bir öyküyü de paylaşabilirim. Bugün sizi Aster Ve Noah selamlıyor. Bir yerlerden tanıdık gelebilecek ama çok da yabancılık uyandıracak bu küçük öyküyü umarım seversiniz. Görüşmek üzere, sevgiler… Dilerim ki 2025 Kavuşmaların yılı olur.
“İkisi sırt sırta vermiş göl kenarında oturuyorlardı. Hava hafif esintiliydi. Hiç konuşmuyorlardı. Noah sırtını dayadığı Aster’den destek alarak ayağa kalkacaktı ki, Aster de ona eşlik etti. Biri ayakkabılarını çıkaracaktı ki diğeri de hemen ayakkabılarını çıkardı. Konuşmadan karar alıyor, konuşmadan yapıyorlardı. Birlikte bir iki adım attılar. Ayakları göle değdi, hava hafifledi. Esinti kesildi. Ne olacağını bekleyen bir göl bir de yıldızlar vardı. Bir kadın ve bir adam öylece yan yana durmuş, zifiri karanlıkta yalnızca yıldızların ve ay ışığının aydınlattığı göle bakıyorlardı. Yıldızlar da göl de olacaklardan habersiz fakat yıllarca gördükleri, şahit oldukları ve yaşadıkları her şeyin farkındaydılar. Göl bir ayna gibi duruyordu, yıldızlarsa yansıyordu bu durgunluğun üzerinde. Aster fısıldadı gülümseyerek;
— Çok sessiz.
Noah yanıt vermedi. Esinti geri geldi, su kıpırdadı, suya şavkı düşen yıldızlar da kımıldadılar. Bir yıldız kaydı gökyüzünden Noah’ın avucuna düştü. Noah gülümsedi. Sanki kaybettiği birine kavuşmuş gibiydi içine bir sıcaklık çökmüştü. Sağında duran Aster’e döndüğünde orada olmadığını fark etti. Sordu;
—Gökyüzü Nere?
tekrar önüne döndü Noah, avuçlarına baktı, başını gökyüzüne kaldırdı. Gökyüzünden eksilen yıldızın boşluğuna baktı. Düşündü, avuçlarını kapatıp yumruklarını sıktı. Gözlerinden yaşlar düştü. Gözlerinden düşen yaşlar göle karıştı. Esinti dindi, göl duruldu. Yıldızlar yansımaya devam ettiler. Noah suda yürüdü, yürüdü… Yürürken, Ah Asteria dedi Noah. Dudaklarından şu laflar döküldü;
— Sen göğünü yitirmiş bir yıldızsın,
Göğünü kayıp mı ettin yoksa hiç mi olmadı?
Beni gökyüzü sandınsa bu benim acizliğim fakat
beni bir yıldız sandınsa bu sendendir.
Şayet bu olanlar benim sanrılarımdıysa
Af dilerim
Savrulmayı
Savurmayı
Ben seçtim.
Yalnızca gözlerini göğe diken bendim
Gözlerini görmek için
Gökyüzü gibi
Gök gibi
Gözlerini
Noah, zifiri karanlıkta kaybolup gitti.
“Bir ayrılığın hikayesiydi bu, asla kavuşamayacak iki aşığın hikayesi. Suçlu aranacak değildi bu hikâyede zira yoktu. Bir tanrıça olarak gökyüzünden süzülen Asteria, Noah’ın ölümlü ellerinde ölmek istemiş Noah ise Asteria’nın onu yeryüzünde göremeyeceği tek yer olduğunu düşündüğü bir dibe kendisiyle birlikte gömmüştü. Ondan saklanmak isterken, ondan bir parçayı avuçlarına sıkıştırmış olması, sonsuz bir sessizliğe gömülmek suretiyle uzaklaşması aşkının gücünü gösteriyordu. Onunla olmak isteyen fakat göz göze gelmek için geciken biri… zaten kavuşsalardı aşk olmazdı öyle değil mi?”

Yorum bırakın