
Bugün bir Sovyet bestecisi olan Prokofiev’in bestelediği Alexander Nevsky Kantatı’nı konuşacağız. Sergei Eisenstein’ın yönetmenliğiyle 1938 yılında gösterime giren filmi için bestelenmiş bu eser film ile aynı isme sahip. 1938 yılında Sovyetler Birliği‘nde Mosfilm stüdyolarında çekilen filmimiz 1978 yılında İtalya’da bir yayınevi olan Arnoldo Mondadori Editore tarafından yapılan bir ankette tüm zamanların en iyi 100 filmi arasında gösterilmiştir. Günümüze yakın olarak ise 2018 yılında Moskova Film Festivali’nde de bir ödül aldığını biliyoruz. Filmin müziğinin ise sahneler ile ne kadar örtüşük olduğunu ancak izlediğinizde görebilirsiniz, bir duygu meselesi ve onu yaşıyorsunuz.
Biraz filmin konusuna değinecek olursam, 13. yüzyılda Alman Teutonic şövalyeleri ile Novgorod’da yaşayan Ruslar arasındaki savaşı anlatıyor. Alman şövalyeler Pskov şehrini istila edip şehir halkını kılıçtan geçiriyor. Bu işgale karşı Aleksandr Nevskiy, Novgorod’un insanlarını toparlar ve onlara liderlik eder Peypus Nehri’nde Almanlar ile savaşa tutuşulur. Sayıca üstün olan Novgorodlılar işgalcileri bozguna uğratırlar.
Filmin Chapaev’inkiyle kıyaslanabilecek olağanüstü başarısı, Prokofiev’in film müziğinden bağımsız bir eser yaratmasına ve orkestrasyondaki birkaç ayrıntı dışında neredeyse hiçbir şeyi değiştirmeden konser salonunun sahnesine taşımasına olanak sağladığını görüyoruz. Görüntülerin “resme benzer” ve “görünür” doğası, Prokofiev’in genel olarak müziğinin ve özel olarak bu eserinin tipik özelliklerinden biri. Müzikal izlenimlerin ardında bir sinema filmi izliyormuş hissi olmasa bile, seyirci sahnede neler olup bittiğini “görür” gibidir.
Baktığımız zaman deneysel bir çalışma olan bu film Kantatın’ın yapısında da aynı deneyselliği görüyoruz. Prokofiev’in film müziğindeki ilk bölüme bir prolog, ikinci ve üçüncü bölümlerine ise iki karşıt gücü temsil eden bir serimleme yazdığını burada senfonik bir şiirin özelliklerinin valığını tespit ederek anlayabiliriz. Alexander tarafından temsil edilen Rus kahramanları ve Livonya Şövalyeleri Tarikatı, dördüncü ve beşinci bölümlerde karşımıza çıkıyor, beşinci bölümün <Chudskoe Gölü’ndeki savaş sahnesi> bir bütün olarak kantatın şüphesiz zirvesi ve merkezi parçası olduğu bir bölüm oluşturuyor çünkü; bu bölümleri, duygunun hem filmde hem de müzikte doruk noktasına çıktığı bölümler olarak nitelendiriyorum. İzlerken bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Altıncı bölüm, tüm eserdeki tek solo bölüm olarak karşımıza çıkıyor. Solo kısmın mezzo-soprano için yazıldığını ve düşmüş savaşçılar için bir ağıt, yakarış bölümü olduğunu söylemek isterim. Müzikal olarak tok, sıcak, feryat potansiyeli yüksek bir ses grubu olan mezzo-soprano için yazılmış olmasını çok yerinde bir karar olarak buluyorum. Ve son olarak yedinci bölüm final, zafer kazanan Rus savaşçıların kutlaması ve zaferi olan bir bölüm. Müzikal olarak da filmde de oldukça canlı, dinamik, coşkulu ve ayakta bir bölüm. Çok güçlü duyulan ve görünen bir kısım olduğunu izlerseniz anlayacaksınızdır. Sizin için müziği aşağıya bırakıyorum. Film için de link ekliyorum. Keyifler, iyi seyirler.
Alexander Nevsky Kantatı Film:
https://mubi.com/tr/tr/films/alexander-nevsky
Alexander Nevsky Kantatı Op:78

Yorum bırakın