
Bugün size bir eserden ve bir eserin ortaya çıkmasına sebep olmuş bir kaç isimden bahsedeceğim. Eserimizin adı: ” “The Execution of Stepan Razin” Op.119. Bu eser ile birlikte Stephan Razin, Dimitri Shostakovıch ve Şeyh Bedreddin’den bahsedeceğiz. Kapı kapıyı açıyor, kilometrelerce uzaklarda üretilmiş bir eser bu topraklarda var olmuş hikâyeleri anımsatabiliyor.
Bu eseri ilk dinlediğimde, bir savaş hali ve öfke hissettirdiğini düşünmüştüm. Fakat yer yer sakinleyen ve durulan kısımları da var. Bu inişli çıkışlı ilerleyiş, eserin genel olarak “sert” olması, bence hem dönemin baskı atmosferini vermeye yarıyor hem de yumuşak geçişlerle oradaki mücadelenin taşıdığı özgürleştirici potansiyeli işaret ediyor. Shostakoviç dönemi yansıtan bi başyapıt ortaya koymuş diyebiliriz.
Razin’in İdamı adlı bu eser süre olarak 26 dakikaya yakın. Bas, koro ve orkestra için yazılmış bu eser, 1964 yılında Karma Koro ve Orkestra için bestelenmiştir. Bu eserin şiiri Rus şair Yevgeni Aleksandroviç Yevtuşenko’ya ait. Eserde şiir ve müziğin birlikte uyumunu gördüğümüz bir durum söz konusu. Eserin hikayesine bakacak olursak az önce değindiğim <Kapı kapıyı açıyor> mevzusuna dönüyoruz. Bizim kültürümüzden Şeyh Bedreddin Destanı’nı bilirsiniz. Bu eserin ortaya çıkma hikayesi bana Şeyh Bedreddin Destanı’nı anımsatır. Sizinle paylaşmak isterim;
Şeyh Bedreddin’i, İsyan bayrağını çektiğinde Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Şaman, Budist her inançtan yoksul köylünün, Kalenderinin, Haydarinin, Cavlakinin, Torlak’ın sahiplendiği Bedereddin olarak biliyoruz. Bu yazıyı ele aldıran esere adını da veren Stenka Razin; Güney Kazaklarından, Don havzasında yaşamış, 17. yüzyılda, bölgedeki soyluların ve çarın zorbalığına karşı, kendi birliklerini oluşturup Don bölgesinin yönetimini ele geçirmiş biri. (bugünkü Volgograd’a denk geliyor). Razin, serfliği tasfiye etmeyi ve toprağı köylülere dağıtmayı vaat ediyor. Dediğim gibi, bizim Bedreddin ve müridi Börklüce Mustafa ile benzerlikleri var. Daha sonra Çar devasa bir ordu gönderip, Razin ve isyancıları idam ettiriyor. Sonra bu hikâye Shostakovich’in bu eseri ortaya çıkarmasına vesile oluyor. Peki bizim Bedreddin’in hikayesi nasıl üretimlere vesile oldu diye düşünüyorum, aklıma Nazım Hikmet geliyor. Nazım Hikmet’ten önce Şeyh Bedreddin görece önemli tarihçiler tarafından mülhit, zındık veya peygamberlik iddiasında bulunmuş bir deli olarak resmediliyorken, Nazım Şeyh Bedreddin Destanı’nı öyle bir yazıyor ki yiğidin hakkını teslim ediyor diyebiliriz.
Razin’e geri dönecek olursak, bestecinin ortamı müzikal olarak en iyi şekilde, yansıttığını görüyoruz. Kendi deyimiyle ”1960’ların başındaki birçok bestenin tipik <Rus tarzı> olarak tanımlanabildiğini” burada sahte halk unsurları bulunduğunu (örneğin, plagal kadansların kullanımı ve Rus müziğinin doğal küçük özellikleri) görebiliriz diyor. Düz dereceli gamlar, koyu orkestral tonlar, düşük ses tonunun çok kullanımı ve keskin yüksek/düşük kontrastlar Rus Tarzı’na oldukça yaygın karşımıza çıkıyor. Tıpkı Op.119’da olduğu gibi. Çoğunlukla rüzgarlara ve perküsyona vurgu yapan kuru enstrümantasyon Stravinsky’yi anımsatıyor. Bir başka şekilde eseri bilenler için “Skomorokhi Bile Sustu” metnini gösteren orkestral bir ara bölümde Histoire’a açık bir saygı duruşunda bulunuyor. Yani Razin’in İdamı aslında bir çok eserden beslenerek ortaya çıkmış ve baş yapıt olmuş durumda. Bir başka şekilde ele alacak olursam op.119 bestelenmeden hemen önceki yıllarda, vokallerin anlatımı, güçlü koro sahneleri ve bu sahnelenmemiş “Halk Draması”nın genel yapısı; Şostakoviç’in Khovanshchina operası , Ölüm Şarkıları ve Dansları şarkı dizisi üzerinde çalışıp orkestrasyonunu yaptığı Mussorgsky’nin de etkisini op.119’da veriyor.
Stepan Razin’in İnfazı, bugüne kadar olduğundan çok daha iyi bilinmesi gereken, duygusal açıdan zorlayıcı ve entelektüel açıdan karmaşık bir çalışmadır. Bana soracak olursanız Shostakoviç bir halkın öyküsünü, bir kahramanın öyküsünü ve bunları var eden bütün unsurların gerilimini ortaya koyan bir eser yaratmıştır.
Bir eseri dinlediğimizde veya bir hikayeyi öğrendiğimizde her şey daha da anlam kazanıyor değil mi? Hikayeyi öğrendiğimde, eserin müzikal ilerleyişi tam da bahsettiğim şekilde bende uyanan hisler ile örtüştü. İçinde Öfkeyi, baskıyı, şiddeti, mücadeleyi, acıyı bulabileceğiniz bir direniş eseridir Op.119
Eserin tamamını dinlemenizi öneriyorum. Hayatınızdan 26 dakikayı bunun için ayırın.

Yorum bırakın