“Yetişkin Cikleti”

Bütün yetişkinler çocukluğunu, gençliğini yaşayamadı diye bunun normal olduğunu sanıyor. Hepsinde bir acele var. Bir yere koşarcasına hayattalar. Bir an önce para kazanmalı, düzen kurmalı, hatasız bir yaşam sürmeli kendilerinden küçük insanlar. Çünkü hayat acımasız ve zaman çok hızlı akıyor. bir an önce her şeyi halletmeli! Halbuki zaman göreceli değil mi? Zamanı hızlı akıtan biz değil miyiz? Yirmilerinde bir genç ondan büyüklerinin normları dışında hata yapmadan neleri öğrenebilir ki? Akıllanmak, akıllanmak, akıllanmak… Bir çeşit yetişkin cikleti. Yaşlı, rutubet kokan, tatsız bir ciklet!

Bu ciklet, uzadıkça uzuyor. Birilerinin tükürmesi gereken bir varlık. Birilerimiz tükürdüyse aykırı sayılıyor, ötekileştiriliyor, başarısız, bir baltaya sap olamamış kabul ediliyor. İçinizde bir baltaya sap olamamış olanlar vardır eminim tıpkı bu lafı işitenleriniz de olduğu gibi. Dönüp baktığımızda bu hayatta bir şey olmuş insanların memnuniyetsizlikleriyle karşı karşıya kalıyorum. Kendini beğenmiş insanlara neyi beğendirebilirsiniz ki! Arkadaşlar yol göstermek başka bir şeydir, bu büyüklerin çoğu yolumuza yok muamelesi yapıyor.

Gençlik dediğimiz kendini keşfettiğin, dünyayı anlamaya çalıştığın ve geleceğe dair umutlarını yeşerttiğin önemli bir dönem değil midir? Ancak toplumda gençler; acele etmeli, hata yapmamalı, akıllı olmalı, bir an durup düşünmemeli ve hatta hayal kurmadan gerçekleri yaşamalı! Hayata atılmalı! Neden peki? Çünkü dişliler dönmeye, sistem işlemeye devam etmeli. Durup zincirden ayrılan o halka olmayı istemek, suç değil!

Bence gençlerin yaşadığı en büyük zorluklardan biri zamanla yarışmak. Gençlerden beklenen hızlı ve kesin kararlar almaları, kariyerlerine erken yaşta odaklanmalarıdır. Ne kadar acımasızca! Gençler, hayatlarının ilk yıllarında sürekli bir koşturmaca içinde olmak zorunda hissediyorlar çünkü; bu baskıyla büyüyorlar, büyüyoruz. Sanki zaman bizim aleyhimize işliyor ve hemen bir şey olmazsak çok kötü olacak ve mutsuzluğa mahkum olacağız hayatımız berbat olacak gibi, bir halt edemeyeceğiz gibi, baskılanıyoruz. Treni kaçıracağımıza inandırılmaya çalışılıyoruz.

Diğer bir zorluk ise toplumsal normlar ve beklentilerdir. Başarı, para ve maddi güç gibi kavramlar gençlerin üzerinde ağır bir baskı oluşturuyor yetişkin olma yolculukları bunlarla şekillenen gençler, mutsuz, doyumsuz, somurtkan kamburlara dönüşüyorlar, hayatlarının yükünü artırarak devam ediyorlar. Kimse yükü paylaşmanın derdinde değil. Herkes yüklemenin peşinde. Yetişkinler yük olma noktasında bir numaralar. Sıyrılmış, daha önce cikleti tükürmüş kimseler yok mu? Var elbette ama bu baskı altında kalan gençler, kendi gerçek kimliklerini bulmakta zorlanıyorlar.

Bu yetişkinlerin “aman iyi bir yaşam sür” kandırmacasının yanı sıra gençlerin maruz kaldığı önyargılar ve dışlanma deneyimleri de oldukça yaygın. Toplumun bazı kesimleri, gençleri deneyimsiz, ciddiyetsiz veya umursamaz olarak görmüyor mu sizce? Peki kuşak lafıyla bir yetişkinin bir çocuğu, genci toy bulduğuyla hiç karşılaştınız mı? “Sen bilmezsin” lafını kaç kez duydunuz hayatınızda? Gençliğinizde meslek düşüncenizden, hayallerinizden, konuşmalarınızdan, inançlarınızdan, kaç kez vuruldunuz bir yetişkin tarafından bir düşünün? Bu tür etiketlemeler, laflar, gençlerin özgüvenlerini kaybettirmekle kalmıyor bence yaşamdaki potansiyellerini de çürütüyor. Sistem kendi çürümüşlüğü içine gençleri de çekmek için savaşıyor. Yani bu yetişkinler tüküremedikleri ciklet ile hayatlarımız hakkında konuşmayı bir kesebilirler artık. Sisteme karşı kendi teslimiyetlerini biz gençlere yutturmaya, öğretmeye kalkmasınlar, yeter!

Gençlik, umut dolu bir dönemdir, aşıktır, kavgacıdır, isteklidir, tazedir, özgürdür, parlaktır, kanı deli akar, gayet aklı başında ve gayet savruk olabilir.. Öğrenecektir, yolunu çizecektir, yürüyecektir, denemesi gerekir, yanılması gerekir, başarısız olması gerekir, öğrenme böyle gerçekleşir. Geçmiş yaşamlarıyla hareket eden yetişkinler olmamak için, yaşadığını yaşatmayan bir toplum olmak için zinciri kırma, sistemi reddetme zamanıdır. Gençliğimize bizden başka kimse sahip çıkmayacak!

Nurevşan Kırçiçek

Yorum bırakın