Allı morlu şarkılardır. Öyle bir duymaya kalmayın, yaşamın gerçekliğini suratınıza çarpar. Allı morludur bu şarkılar çünkü hüznü de, öfkeyi de, aşkı da, acıyı da, açlığı da ve özlemi ve hastalığı ve insan olmanın derin sancısını yaşatır ezgilerinde. Çoğu zaman isyan eder bu şarkılar öyle ki dili bilmeseniz de anlarsınız halini. Öfkeyi duyarsınız! Yırtıp atmak ister fakirliği, sıtmayı, ekmek derdini kuşluk vakti. Köleliği ve ezilmişliği defetmek ister. Gün olur, insanlar yan yana söyler bu şarkıları. Bahçede çapa yaparken söyler, fabrikada, makinede çalışırken, mahallede dolaşırken… Bu şarkılar öyle şarkılardır ki, kimisi hesap sorarken, kimisi gelen günü karşılar umutla. Kimisi sevgiliyi sarar tutkuyla kimisi giden sevgiliyi uğurlar. Her dilde karşılığı vardır “Varoşlarda Söylenen Şarkıların”. Varoşlarda söylenen şarkılar bizlerin şarkılarıdır. Nazım Hikmet’i anımsıyorum şimdi. Bir şiirinde öyle güzel anlatıyor ki;
“Şarkılarımız
varoşlarda sokaklara çıkmalıdır.
Şarkılarımız
evlerimizin önünde durmalı
camlara vurmalı
kapıların ellerini sıkmalıdır,
sıkmalıdır
acıtana kadar,
kapılar
bağlı kollarını açana kadar…
Biz anlamayız
tek ağzın türküsünü.
Her matem gecesi
her bayram günü,
şarkılarımız
bir gaz sandığını yere yıkarak
sandığın üstüne çıkarak
kocaman elleriyle tempo tutmalıdır.
Şarkılarımız
çam ormanlarında rüzgar gibi bize kendini
hep bir ağızdan okutmalıdır!!.
Şarkılarımız
ön safta en önde saldırmalıdır düşmana.
Bizden önce boyanmalıdır
şarkılarımızın yüzü kana..
Şarkılarımız
varoşlarda sokaklara çıkmalıdır!
Şarkılarımız
bir tek yüreğin
perdeleri inik
kapısı kilitli evinde oturamaz!.
Şarkılarımız
rüzgara çıkmalıdır…“
Nazım Hikmet Ran
Bu memleketin sınırlarını aşıp dünyaya bakarsak, oralarda ezilmişlerin ezgilerini de duymak, anlamak mümkün. Caz’dan, Rum ezgilerinden tutun da Tango’ya kadar, Mısır’da doğan kölelerin ağıtlarından, İranda doğan kadınların söylediği devrim şarkılarına kadar, Portekizlerin Fadolarından, İspanyolların Ladinolarından tutun da yurttaki pamuk işçilerinin, çay işçilerinin imece şarkılarına kadar… Hikayeler ve ezgiler bütündür. Şarkılar, kültürlerin aynasıdır ve ortak dilleri, ortak yaşanmışlıkları vardır. Halk şarkıları dünyanın neresinde tınlarsa tınlasın, bir rüzgarla yola çıkar, durağı neresi olursa olsun kendini dinletir, anlatır, söyletir. Şarkılarımız, farklı dillerde, rengarenk, müthiş zenginlik; dünyanın her yerinde, bizlere aittir.
Nurevşan Kırçiçek

Yorum bırakın